Enflasyonla topyekün müğcağdeğlehh! - Mehveş Evin

Bu aralar başınızı nereye çevirseniz o logo, o slogan:

“Enflasyonla topyekun mücadele ediyoruz!”

“Neymiş bakalım bu enflasyonla mücadele?” diyorsunuz, Bakan Berat Albayrak’ın boncuk boncuk terleyen şirinliğiyle. Ne de olsa “mücadele”nin ilan edildiği Yeni Ekonomi Programı’nın (YEP) mucidi kendisi. 

Misal, 50 kalem perakende malın arasında beş tanesinde “indirim” yapılmış. Bir hastane, “mücadele” kapsamında kimi sağlık hizmetlerinde yüzde 10 indirim diyor. Hah! “Koşa koşa gidip dişlerimi komple yaptırayım o zaman” mı diyelim?

Bir banyo malzemeleri üreticisi, tabii ki yine belirli ürünlerde (en az satılanlar olabilir mi?) “sezon sonuna kadar” indirim ilan etmiş. Şu sıralar “banyomdaki armatürleri yenilesem” diyenlere duyurulur. Tam zamanı!

Bir havayolu şirketi, kimi destinasyonlarda yüzde 20 indirim ilan ederken, genel olarak yüzde 40 oranında zam yapmış.

Liste böyle uzayıp gidiyor.

Dünya literatüründe adı “indirim” olan ve amacı eldeki malı satmak, tüketimi canlandırmak ve elbette daha çok tükettirmek olan pazarlama yöntemi oldu mu sana “Enflasyonla Topyekün Mücadele”?

Yaşasın çikolata istihkakı 75 gram

Pek çok marka, zaten dönem dönem kampanyalarla, taksitlendirmelerle, indirimlerle satışı cazip kılma taktiği uygular. Yeni olmadığı gibi, son aylarda yapılan zamlarla  kıyaslandığında, “asgari yüzde 10” indirim gülünç.

Kısacası, bu programda yeni veya etkin olabilecek hiçbir şey yok. 

TÜİK verilerine göre enflasyonun ekim ayında yıllık yüzde 25’i geçtiği, pek çok üründe fiyatların iki katına çıktığı bir ortamda, “enflasyonla topyekun mücadele” sloganını gören ortalama vatandaş, ancak acı acı gülebiliyor.

Ekşisözlük’te rastladığım şu giriş, konuyu güzel özetlemiş:

“6 ay önce 16 tl olan ton balığının 32 liraya çıkarılıp 3 lira indirim yapılması olayıdır. orwell'in 1984 romanında 100 gram olan çikolata istihkakının 75 grama! yükseltilmesinin sevinçle karşılanması geldi aklıma.”- asbe

Resmi web sitesi “enflasyonlamucadele.org.tr”de, üç haftada şanlı mücadeleye 2.500 firmanın katıldığı açıklanmış.

Takdir ederseniz “Enflasyonla Topyekun Mücadele”, devletten sermayeye yapılan bir çağrı olduğundan, özel şirketlerin katılmama seçeneği pek yok. Madem devletimiz -milli damadımız?- istedi, yıl sonuna kadar asgari  yüzde 10 indirim yapmayı taahhüt etseniz iyi olur...

Aynı vatan sevgisini göstermek için bayrakların asıldığı gibi, şirketler de ayyıldız logolu, “Türkiye Kazanacak!”etiketli birlik-dirlik-tüketim mesajını vermeye devam etmek zorunda.

En tepeden yerele yapılan israf ne olacak?

Peş peşe konkordato ilanları gelir, pek çok şirket ve çalışanı ciddi bir darboğazdan geçer ve bundan herkes olumsuz etkilenecekken elbette önlem almak, vatandaşı rahatlatacak formüller üretmek önemli.

Ancak bunun yolu, “topyekun mücadele” gibi içi boş bir kampanya mıdır? Enflasyondan en çok etkilenecek kesimlere yönelik ciddi bir kolaylık sağlanmayacaksa, misal eğitim, ulaşım, gıda masraflarıyla ilgili kolaylık sağlanmayacaksa...

“Topyekün mücadele”nin kazananı, yine daha zengin kesimler olacaksa...

En önemlisi, kamuda, en tepeden yerele, korkunç bir israf, savurganlık, hesap vermezlik kısıtlanmak bir yana, dalgalar halinde büyürken...

AKP belediyelerindeki yolsuzlukları ortaya çıkararak görevini yapan Sayıştay Başkan Yardımcısı işinden ayrılmaya zorlanır, Beyefendi’nin son uçağına dair yöneltilen 40 küsur soru “hibe” diye geçiştirilirken...

Yine Sayıştay raporunda, birçok kalem gizlendiği halde 2017’de Saray’ın 1 günlük masrafının 1.8 milyon TL’yi bulduğu tespit edilmişken... Beştepe’nin örtülü ödeneği büyük maharetle gizlenirken...

Ve bu bilgiler, üç beş muhalif yayının dışında hiçbir yerde görülmezken...

Hangi topyekün mücadeleden bahsediyorsunuz?

Artı Gerçek / 08.11.18