Oligarklar Hamburg’da toplandı - Alex Lantier

G20’de bir araya gelen devlet başkanları, dünyayı felakete sürükleyen yerleşik kapitalist oligarşinin canlı bir örneğidir. Rotschild eski bankeri Fransız cumhurbaşkanı Emmanuel Macron; Rusya ve Çin’deki kapitalist restorasyon ile yükselen oligarkların temsilcileri Vladimir Putin ve Xi Jinping; Suudi petrol şeyhleri; multi-milyarder ABD başkanı ile birlikte Wall Street, Londra, Frankfurt ve Paris borsasının tüm şakşakçıları olarak hepsi oradaydı.

Bu hafta Almanya'nın Hamburg kentinde düzenlenen G20 zirvesindeki olaylar çağdaş kapitalist toplumu parçalayan iki temel çatışmayı ortaya koyuyor. Bankerlerin rakip ulusal klikleri ve milyarderler ile uluslararası işçi sınıfının onlara yönelik artan mücadelesi arasındaki artan çatışma yer alıyor.

Dünyanın 20 büyük ülkesinin yöneticileri; işçi sınıfı üzerinden elde ettikleri yağmayı bölüşmekte birbirleriyle savaşmak için Hamburg’da toplanırken yaşam standartlarına ve demokratik haklara karşı saldırılarına muhalefet eden halka yönelik zulümde ise tamamen ittifak halindeydiler.

“Kapitalizmi kapat” protestolarında 100 bin kişi bir araya gelmeye başlayınca polis, Perşembe günü 12 bin kişinin katıldığı bir yürüyüşe göz yaşartıcı gaz, biber gazı, plastik mermi ve tazyikli suyla saldırıp birçok kişiyi tutukladı.

On binlerce polis, Hamburg’u otomatik silahlı SWAT ekiplerinin devriye gezdiği bir savaş alanına dönüştürürken en az 11 protestocu da yaralanıp hastaneye kaldırıldı.

İsviçre, Hollanda ve Fransa'dan gelen protestocular "aşırı solcular" olarak damgalanıp Alman sınırındaki resmi yetkililerce geri çevrildi.

Vahşi baskılar Cuma günü tırmandı.

Polis yetkilileri isyancıların eylemlerini işaret ederek polis devletinin operasyonunu haklı gösteriyorlar. Ancak Alman polis teşkilatının siyasi örgütlere sızdığı göz önüne alındığında meydana gelen herhangi bir kargaşanın, devasa bir şiddet gösterisine bahane yaratma amacındaki polis provokatörlerinin katılımı ile gerçekleştiğini güvenle varsayabiliriz. Protestocuların büyük çoğunluğu şiddet eylemlerinde bulunmadı.

Almanya ve Avrupa Birliği genelindeki yetkililer, gençler arasında sosyal öfkenin büyümesinden ve yükselen devrimci bir havadan korkuyor. AB sponsorluğunda bu yıl yapılan bir ankette, genç Avrupalıların yarısından çoğu, siyasi sisteme karşı "büyük çaplı bir ayaklanmaya" katılabileceklerini söyledi. Alman makamları sadece Hamburg'da bir araya gelen protestocuları değil, kapitalist sisteme karşı çıkan, sayıca artmakta olan dünyadaki insanları da terörize etmeyi amaçlıyorlar.

Hamburg’daki polis operasyonu AB, Berlin ve Paris’in Trump yönetimine muhalefetinin politik ve sınıfsal içeriğini de açığa çıkarmakta. Aydınlanmacı, milliyetçi olmayan, demokrasi yanlısı ve çevreci pozu veren Avrupalı liderler toplumsal eşitsizliği protesto eden göstericilere gaddar bir saldırı düzenliyorlar. Tabandan yükselen muhalefetin bastırılması, ABD ile verilen emperyalist üstünlük yarışının merkezinde yer almaktadır.

Hamburg’da, Sosyal Demokratlar ve Yeşiller tarafından yönetilen bir şehirde bu baskıların gerçekleşmesi, bu olayların sadece yönetici elitlerin bir kesiminin değil, tüm kapitalist sınıfın ve onun siyasi hizmetçilerinin bir eseri olduğunu göstermektedir.

G20’de bir araya gelen devlet başkanları, dünyayı felakete sürükleyen yerleşik kapitalist oligarşinin canlı bir örneğidir. Rotschild eski bankeri Fransız cumhurbaşkanı Emmanuel Macron; Rusya ve Çin’deki kapitalist restorasyon ile yükselen oligarkların temsilcileri Vladimir Putin ve Xi Jinping; Suudi petrol şeyhleri; multi-milyarder ABD başkanı ile birlikte Wall Street, Londra, Frankfurt ve Paris borsasının tüm şakşakçıları olarak hepsi oradaydı.

Dünya ekonomisini, ABD konut piyasasında, suç teşkil eden spekülasyonlarla batırıp 1930’daki Büyük Bunalım’dan sonraki en kötü ekonomik krize sürükledikleri 2008 Wall Street çöküşünden bu yana milyarder finansal elit kesim, kendilerini büyük ölçekte zenginleştirdi. Artan sosyal sıkıntı ve halkın öfkesini aşağılayarak kamu hazinesinden trilyonlarca dolar ve avroyu çekip kendi bankalarına, hisse senetlerine ve ceplerine yönlendirdiler.

Büyük güçler, varsayılan birliklerini gösterip bankaları kurtararak çöküşün üstesinden gelişlerini kutlamak için 2009’daki G20 zirvesini toplamışlardı. 2009 Pittsburgh zirvesindeki sonuç bildirisinde G20, büyük miktarların süper zenginlere devredilmesini şöyle yüceltmişti: “İşe yaradı… Etkin cevabımız, küresel faaliyette yaşanan tehlikeli, keskin düşüşün durdurulup finans piyasalarının istikrar kazanmasına yardımcı oldu.”

Dünya çapında milyarlarca insanı yoksullaştıran kurumsal suçluluklarının ortaya çıkmasıyla karşı karşıya kalan burjuva politikacılar, bankaları kurtarmalarını ve G20 kuruluşunu, kapitalizmin tarihi uygulanabilirliğinin bir kanıtı olarak kabul ettiler. Sosyalist Parti’den Fransız eski başbakan Michel Rocard da kapitalizmi “demokrasiye en uyumlu sistem” diye yüceltirken onun ardından Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy “Finans kapitalin krizi kapitalizmin sorunu değildir… Kapitalizmin krizi için yapmamız gereken onu ahlâklı hale getirmek, onu yıkmak değil” diye iddia etmişti.

Son on yılın savaşları ve mali patlamaları kapitalizmin savunucularını yalancı çıkardı. Banka kurtarmalar ne sanayinin çöküşünü durdurdu ne de gelecekteki finans krizleri önledi. Bunun yerine, öncelikleri devasa sosyal eşitsizliklere dayanan uluslararası bir aristokrasiyi sağlamlaştırmışlardır. 2017'de dünyanın en zengin sekiz milyarderinin serveti dünya nüfusunun yarısından fazlasınınkini geride bıraktı.

Yine aynı dönemde, dünyadaki zenginliğin bölüşümü üzerine yönetici sınıflar arasındaki çatışma, dünyanın tamamına yansıyan küresel bir sorun boyutuna yükseldi. Düşman ya da “dost” büyük güçler, politik ve jeostratejik çatışmalarla birlikte açık şekilde birbirleriyle kıyasıya yarışırken Hamburg zirvesi herhangi bir anlaşmaya varıldığına dair bir sonuç bildirisi yayınlanmadan bitecek gibi gözüküyor. Ve bu fiyasko gayet de böylesi bir toplanmanın sonuncusu olabilir.

Zirve toplantısının hemen öncesinde Trump ve Çinli Başkan Xi Jinping Avrupa üzerinden çekişmeye başlamışken Washington da Avrupalı ve Asyalı yetkililerin protestolarıyla yüzleşerek Paris iklim anlaşmasını reddettiğinin tekrar altını çizmişti. Xi’nin Berlin’de, gelişen AB-Çin ekonomik bağlarını pekiştirmek amacıyla görüşmeler yapıyor olmasına rağmen Trump Varşova’da, Polonyalı aşırı sağcı, AB karşıtı rejimi destekleyen bir konuşma yapmıştı.

Cuma günü, Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ikna edici olmayan bir toplantı yaparak, NATO ve Rusya güçlerinin birkaç kez çatışacak kadar karşı karşıya geldiği güney Suriye’de sallantılı bir ateşkes konusunda hemfikir oldular. Fakat, ABD’nin Rusya ve Çin sınırı boyunca uzanan Kuzey Kore’deki askeri varlığı konusunda bir anlaşmaya varamadılar. İkili bir araya geldikten sonra kısa sürede, ABD basınındaki yorumlar Rusların Amerikan seçimlerini hacklediği iddiaları üzerine yoğunlaştı.

G20 güçleri arasındaki şiddetli çatışmalar dünyanın neredeyse her köşesinde yaşanıyor ki, hem Çin hem de Butan Krallığı’nın üzerinde hak iddia ettiği Himalayalar’daki topraklarda Çin ve Hint askeri birliklerinin güncel karşı karşıya gelişleri de buna dahil. Ama belki de en istikrarsızlaştırıcı çatışmalar, dünya finans sisteminin merkezinde yer alan emperyalist devletler arasındaki ticaret savaşının artırdığı tehditlerdir.

Trump, AB’yi, ABD'ye yaptıkları çelik ihracatına gümrük vergisi getirmekle tehdit ettikten sonra, AB yetkilileri de misilleme olarak ABD mallarına gümrük vergilerinden oluşan bir liste hazırladıklarını belirtti. AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker "İhtiyaç duyarsak silaha sarılırız" yorumunu yaptı.

Hamburg protestoları gibi amansız deneyimler, işçi sınıfını Avrupa'da ve uluslararası alanda dünya sosyalist devrimi yoluna sürüyor. Finansal oligarşi reformların çok ötesinde. İleriye doğru tek yol; kapitalistlerin varlıklarına el koyma, büyük bankaların ve şirketlerin kontrolünü ele alıp işçi sınıfının demokratik kontrolüne verme amacıyla, işçi sınıfını kapitalist sınıfa karşı doğrudan saldırı için harekete geçirecek gerçek devrimci politikadır.

08/07/17
Kaynak: wsws.org
Çeviri: Kızıl Bayrak Çeviri Kolektifi