MİB MYK Eylül 2018 toplantısı sonuç metni

Metal İşçileri Birliği olarak “Krizin faturasını patronlar ödesin!”, “İşten atmalar yasaklansın” diyoruz. Tüm metal işçilerini bu taleplere sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Krizin faturasını ödemeyi reddediyoruz!

 

Krizin etkileri gün geçtikçe hissedilir hale geliyor. Patronlar ve AKP iktidarının elbirliği yaparak faturayı işçi, emekçilere yıkmaya çalıştığı bir ortamda toplanan Metal İşçileri Birliği Merkezi Yürütme Kurulu, Eylül ayı toplantısını gerçekleştirdi. Toplantının sonuçları ve aldığımız kararlar şunlardır:

- Derinleşen ekonomik kriz; artan fiyatlar, tüm temel ihtiyaçlara yapılan zamlar, işten atmalar ve baskı-zorbalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Açlık sınırı 1800 lirayı, yoksulluk sınırı ise 5900 lirayı geçmiştir. Bu demektir ki, açlık sınırının altında kalan asgari ücrete milyonlarca işçi-emekçi çalışmak zorunda bırakılmaktadır. İstisnalar dışında bütün bir işçi sınıfı yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır.

- Asgari ücrete yılda bir defa zam yapılırken elektriğe, doğalgaza 3 ayda bir, tüm gıda ürünlerine hemen her gün zam yapılmaktadır. Maaşlarımız her gün erimektedir. Döviz kurlarındaki artış iğneden ipliğe -maaşlarımızı dışındaki- her şeye yansıtılmaktadır. Gerekçe olarak da artan maliyetler öne sürülmektedir. Bu koşullarda emek gücümüzün yenilenmesinin maliyeti de artmaktadır. Ancak maaşlarımız hiçbir şekilde artmamaktadır. 2019 Ocak ayı beklenmeden başta asgari ücret olmak üzere maaşlara zam yapılması, imzalanan bütün iş sözleşmelerinin revize edilmesi talepleri yükseltilmelidir. İşçi sınıfı savunma konumundan çıkmalı, hakkı olanı istemelidir. Kriz koşullarında mevcut olanı korumaya çalışmak elimizdekileri de kaybetmek anlamına gelmektedir.

- İşten atma tehditleri, işini kaybetme korkusu ile işçi sınıfı krizin faturasını ödemeye zorlanmaktadır. Birçok fabrikada işten atmalar yaşanmakta, işten atmaların olmadığı yerlerde sıfır zam dayatmasında bulunulmaktadır. İşten atmalara karşı fabrikalarımızda birliklerimizi kurmalı ve güçlendirmeliyiz. Şalteri indirmek, üretimi durdurmak da dahil gücümüzü ortaya koyarak işten atmalara yanıt üretebilmeliyiz.

- Daha TİS imzalanalı 7 ay olmadan MMK Metalurji'de patron ve Çelik-İş protokol imzalayarak Eylül'de işçilerin maaşına yansıtılması gereken %10,35'lik 3. altı aylık enflasyon zammı iptal edilmiş, yarım aylık ikramiyelerin ödenmemesinde anlaşılmıştır. Bu örnek patronların sendika bürokrasisi ile işbirliği içinde krizin faturasını nasıl da metal işçilerinin sırtına yüklemeye çalıştığının somut bir örneğidir. Gereken yanıt verilemezse, bütün patronlar benzer yöntemlere başvurmaktan geri durmayacaktır.

- Unutmayalım ki krizi biz yaratmadık. Krizlerin kaynağı kapitalizmin ta kendisidir. Faturasını ödemeyi reddetmeliyiz. Metal İşçileri Birliği olarak “Krizin faturasını patronlar ödesin!”, “İşten atmalar yasaklansın” diyoruz. Tüm metal işçilerini bu taleplere sahip çıkmaya çağırıyoruz.

- Erdoğan AKP'si başkanlık sistemi ile kriz dönemine hazırlığı artan baskı ve yasaklarla yapmaktadır. OHAL'in kalkmış olmasına rağmen OHAL düzeni yeni başkanlık sistemi ile kalıcı hale getirilmiştir. Birçok ilde haksız yere ihraç edilen kamu emekçilerinin eylemleri ve direnişleri yasaklanmış, gözaltı saldırısı devreye sokulmuştur. Flormar Direnişi'ne polis baskısı devam etmektedir. Pankartların asılması, ses aracından yayın yapılması engellenmeye çalışılmaktadır. 700 haftadır kayıplarını arayan Cumartesi Anneleri'nin eylemi yasaklanmış, polis saldırısı gerçekleşmiştir. Krizin sonuçları daha da derinleşmeden artan baskı ve zorbalık ile muhalefeti ezmek, sokağa çıkılmasının önünü almaya çalışmaktadırlar. İşçi sınıfının mücadele sahnesine çıkmasından korkuyor olmaları bütün önlemleri daha şimdiden almalarına neden olmaktadır. Baskı ve zorbalığa karşı işçi sınıfı yanıt üretebilmelidir. Metal İşçileri Birliği olarak bütün metal işçilerine çağrımızdır. Grev yasaklarına, baskı ve zorbalığa karşı mücadeleyi büyütelim.

- Bir taraftan baskı ve zorbalığı arttırırken diğer taraftan da milliyetçi-şoven söylemler ve terör demagojisi ile işçi-emekçileri iktidarın etrafında kenetlenmeye çağırmaktadırlar. Dünya kapitalizminin yaşadığı krizin etkileri olduğu kadar Türkiye kapitalizminin yıllardır biriken yapısal sorunlarının bir sonucu olarak karşımıza çıkan ekonomik krizin derinleşmesinde gerilimli uluslararası ilişiler ve birçok alanda iflas eden Türkiye dış politikasının olduğu açıktır.

- Emperyalist hegemonya savaşlarının yıllardır sürdüğü Ortadoğu coğrafyasından pay kapmaya çalışan Türk sermayesi bunu ulusal çıkarlar ve terör demagojisi ile işçi emekçilere sunmaya devam ediyor. Esad rejiminin yıkılmasına endeksli Suriye politikası boşa düşen ve tam bir “U” dönüşü yapan Erdoğan AKP'si emperyalist güçler arasında gidip gelmektedir. Türk sermaye devleti, çıkara dayalı, efendi-uşak ilişkileri ile kendi sefil çıkarlarını korumaya çalışmaktadır. İşçi-emekçilerin kardeş halkların kanı üzerinden süren bu kirli pazarlıklardan hiçbir çıkarı yoktur. İşçilerin birliği halkların kardeşliği bakışıyla hareket etmek bütün işçi sınıfının görevidir.

- Büyük bir ekonomik kriz ortamında EMİS ile Birleşik Metal-İş arasında devam eden TİS süreci sadece bu fabrikalarda çalışan işçiler açısından değil başta metal işçileri olmak üzere işçi sınıfı açısından büyük önem arz etmektedir. Patronlar “kriz var” söylemleri, işten atma tehditleri, hükümetin baskı ve yasakları eşliğinde metal işçilerine boyun eğdirmeye çalışacaklardır. Metal işçileri bu oyuna gelmemelidir. Birleşik Metal-İş’in uzlaşmacı, mücadeleden uzak tutumuna karşı metal işçileri inisiyatifi eline almalı, söz-yetki-karar hakkını kullanmalıdır. Şimdiden greve hazırlık yapmalıdır. Grev yasaklarına, engellemelere karşı fiili-meşru mücadeleye hazırlanmalıdır. Kazanıma giden yol mücadeleden geçmektedir. Metal İşçileri Birliği olarak bütün olanaklarımız ile bu sürece yön vermek ve işçi sınıfının bu süreçten kazanımla çıkması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.

- 10 Şubat 2014'te Hadımköy'de Amerikan tekeli GREIF fabrikasında işçiler 60 günlük bir işgal eylemi gerçekleştirdiler. Sendikalaşan, işten atma saldırısına karşı şalteri indirerek patrona diz çöktüren, sözleşme sürecinde talepleri kabul edilmediği anda işgal eylemine başlayan, 60 gün boyunca patronun baskısına, sendikal ihanete, devletin ve polisin tehditlerine boyun eğmeyen GREIF işçileri sınıf hareketinde militan bir ileriye çıkışı gerçekleştirdiler. GREIF'in fiili-meşru direniş çizgisini simgeleyen “İşgal, Grev, Direniş!” sloganı başta Metal Fırtına olmak üzere birçok işçi eyleminde yankılandı. 44 taşeronun bulunduğu GREIF fabrikasında taşeronluğun kalkması işgalin bir sonucu ve kazanımı oldu. Böylesi bir işgal eylemi aradan 4 yıl geçmesine rağmen sermaye devletini rahatsız etmeye devam ediyor. Sendika bürokrasisinin işbirliği ile direnişçi GREIF işçilerine karşı açılan dava; işgal, grev, direniş hakkımıza bir saldırı niteliğindedir. Sermaye devleti yeni GREIF'lerin yaşanmaması için bu saldırıyı gerçekleştirmektedir. Metal İşçileri Birliği olarak bu davanın takipçisi olacağımızı; işgal, grev, direniş hakkımıza sahip çıkacağımızı; GREIF'in kazanımlarını, değerlerini metal işçilerine anlatmaya devam edeceğimizi ilan ediyoruz. Bunu da önümüzdeki haftalarda gerçekleştireceğimiz işçi toplantıları ve etkinliklerle yapma kararı almış bulunuyoruz.

- Yayınlarımızı da masaya yatırdığımız toplantımızda bültenimizin planlamasını da yapmış bulunmaktayız. Önümüzdeki günlerde çıkartacağımız bültenimize bütün metal işçilerinin katkısını bekliyoruz.

Metal İşçileri Birliği Merkezi Yürütme Kurulu
12 Eylül 2018