Sömürüye, baskıya, eşitsizliğe, yoksulluğa, sefalete, gericiliğe, zorbalığa, ırkçılığa, savaşa, işgale karşı; 1 Mayıs’ta alanlara!

İşçi sınıfının uluslararası birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs’a hazırlanıyoruz. İçinde bulunduğumuz dönemde kapitalizmin yarattığı ekonomik, sosyal, siyasal sorunlar derinleşiyor; tek adam diktasına dayalı AKP rejimi bir kabus gibi ülkenin üzerine çökmüş bulunuyor. Kendi bekası için savaş çıkaran bu rejim, faturayı emekçilerin sırtına yıkıyor. Koşulların vahameti işçilerin, emekçilerin, tüm ezilenlerin 1 Mayıs’ta alanlara çıkmalarının önemini bir kat daha arttırıyor.

Emekçi kardeşler!

Tek adam diktasına dayalı rejim, hem kapitalizmin yarattığı sorunlar yumağını derinleştiriyor hem kültürel, ahlaki baskı ve yozlaşmayı “olağan sınırları”nın çok ötesine taşıyor. Bu rejimin icraatlarından sadece sömürücü kapitalist sınıflar ve saltanat sarayının dalkavukları yararlanıyor. Bütün zenginlikleri üreten işçi sınıfı ve emekçilerin payına ise daha çok baskı, sömürü ve eşitsizlik, daha çok işsizlik, yoksulluk ve sefalet düşüyor!

Kapitalist asalaklar, 2002 yılında siyasal iktidarı din bezirganı, inanç sömürücüsü AKP’ye teslim ettiler. Bu sayede patronların kasaları dolup taştı, iktidar yandaşı pek çok dolar milyarderi türedi. Oysa bu süreçte emekçilerin çalışma ve yaşam koşulları daha da zorlaştı.

Gelir dağılımı uçurumu derinleşti!

Toplumsal gelire el koyan kapitalist azınlığın serveti katlanırken, emekçilerin “milli gelir”den aldıkları pay ise sürekli azalıyor. Yolsuzluk, rüşvet, yağma düzeni öyle bir hal almış ki, ayakkabı kutularına sığmayan dolarları Malta/Man adalarına transfer ediyorlar.

İşsizlik had safhada!

Saray saltanatının efendileri, ekonomik büyüme ile övünüyor. Oysa işsizlik bataklığı günden güne genişliyor. Milyonlarca kişi iş bulamazken 20’li yaşlardaki gençler arasında işsizlik oranı %30’lara ulaşıyor.

Taşeron cumhuriyeti kurdular!

AKP iktidarı kadrolu çalışmayı neredeyse imkansız hale getirdi. Kaba kölelik anlamına gelen taşeronluk sistemi bir veba gibi her tarafa yayılmaktadır.

İş cinayetlerinde dünya rekoru kırdılar!

Kuralsızlığı kural haline getiren AKP iktidarı döneminde on binlerce işçi “iş kazası” adı altında öldürüldü. Katilleri koruyan iktidar, ‘işçi sağlığı ve iş güvenliği’ yasasını çıkarmayarak iş cinayetlerini teşvik ediyor.

Grev ve hak arama mücadelesini yasaklıyorlar!

İşçilere ve emekçilere kaba köleliği dayatan iktidar, sermayeye karşı mücadelenin en etkili silahı olan grevi yasaklıyor. Hak arama mücadelesini engellemeye çalışan AKP rejimi, emekçileri “uysal köleler” konumuna itmek istiyor.

OHAL/KHK düzenini kalıcılaştırdılar!

15 Temmuz darbe girişimini fırsata çeviren iktidar, OHAL/KHK düzeni ile kendi darbesini başlattı. Zaten sınırlı olan hak ve özgürlükler gasp edildi. Sömürüye, baskıya, sefalete, savaşa karşı mücadele edenler, dikta rejimin zorbalığına maruz kalıyor. Düzenin hapishaneleri dolup taşıyor.

Kadın cinayetlerinde ‘istikrarlı’ artış!

Gericiliği, şovenizmi yaygınlaştıran rejim, ilkel/cinsiyetçi zihniyetini yayarak, kadın cinayetlerinin onlarca kat artmasına neden oldu. Katilleri koruyan yargısı ile cinayetleri teşvik etmeye devam ediyor.

Kadın ve çocuk istismarını teşvik eden meczuplar köşe başlarını tutuyor!

Kadın ve çocukları hedef alan taciz/tecavüz saldırıları vahim boyutlara ulaştı. Fetva veren iktidarın meczupları, sapkın eğilimlerini yaygınlaştırarak toplumsal yozlaşmayı derinleştiriyor.

Dikta rejimi bekasını savaş ve işgale endeksledi!

Toplumsal meşruiyetini yitiren iktidar geleceğini savaşa, işgale, dinci-ırkçılığa bağlamış durumda. Kürt halkına düşmanlıkta sınır tanımayan AKP rejimi, artık bölge halkları için ciddi bir tehdit teşkil etmektedir.

Emekçiler, kardeşler!

Birer musibet boyutuna varan bu sorunlar ve daha pek çok sorun emekçilerin yaşamını zehir ediyor! Ancak bunlar ne kaderdir ne de “makus talih!” Bunlar, sömürücü kapitalist sınıfların çıkarlarını temsil eden tek adam diktasına dayalı rejimin katmerleştirdiği sorunlardır. Bu pervasızlıklara boyun eğmek, rejimi daha da pervasızlaştırmaktan başka bir sonuç yaratmaz!

İşçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin, tüm ezilenlerin tek çıkar yolu 1 Mayıs’ın birlik, dayanışma, mücadele çağrısına yanıt vermek, alanlara çıkmak, sömürücülerden, asalaklardan, yağmacı zorbalardan hesap sormaktır! Emekçilerin eşitlik, özgürlük ve kardeşlik içinde yaşayabileceği sosyalist bir dünya kurma mücadelesini büyütmektir!

Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!

Yaşasın 1 Mayıs!    

Yaşasın sosyalizm!

Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu