Tutuklu avukatlar ‘savunma haklarını’ savunuyor

Tutuklu HHB avukatlarından Ebru Timtik Kızıl Bayrak gazetesine gönderdiği mektubunda, mahkeme savunmalarını SEGBİS’le yapmayı kabul etmeyeceklerini, savunma hakları başta olmak üzere insan haklarını savunacaklarını vurguladı.

Yaklaşık 1 yıldır tutuklu olan Halkın Hukuk Bürosu (HHB) avukatlarından Ebru Timtik Kızıl Bayrak gazetesine mektup gönderdi.

Gönderdiği mektupta, yayınların kendilerine ya verilmediğini ya da geç verildiğini belirten Av. Timtik, bununla beraber SEGBİS dayatmasıyla savunma haklarının gasp edildiğini ve bu dayatmayı kabul etmeyeceklerini vurguluyor.

Av. Ebru Timtik'in mektubunun tamamı şöyle:

Ve mücadele arkadaşları, yoldaşlar

Emeklerinizin yazın alanındaki ürünlerini bizimle paylaşıyorsunuz. Ve biz çok geriden de olsa gündemi sosyalistlerin bakış açısından öğreniyoruz. Burada adımıza gönderilen Yürüyüş dergisi vermediler. Listede yazılı olmasına rağmen 15 günlük Özgürlükçü Demokrasi siparişimizin ancak 2 sayısına ulaşabildik. Kızıl Bayrak gazetesini de önce alamadık. Daha sonra 2 ay boyunca postalanmış gazeteleri toplu olarak aldık. Ve 3 ay sonra toplu olarak 10 sayı geçti elimize. Aylardır Kızıl Bayrak da elimize geçmedi... Herhalde zamanaşımına uğradıktan sonra elimize geçer. Her ne kadar geç olsa da burjuva basının bombardımanına karşı Kızıl Bayrak'ı elimize almak işçi gazetesini okumak mutlu ediyor insanı.

Bizler gayet iyiyiz. Alnımızın akıyla ve gücümüz yettiğince mücadelemizi sürdürüyoruz.

Duruşma günlerimiz belli oldu fakat bu kez bir başka sorunla karşılaştık. 1 yıl sonra mahkemeye çıkacağımız bilgisi de isabetli değildi. Hakkımızdaki duruşma bizim yokluğumuzda gerçekleşecekti. Biz yokken nasıl yargılayacaklar bizi? Cevap hazır: “Yüzlerce km ötede 9 ayrı hapishanede ekranlarınızın başında olursanız duruşmanızı izleyebilirsiniz.” Ve tabi SEGBİS sistemi bozulmazsa, bağlantı sağlanabilirse ve elektrikler kesilmezse...

55 ekran monitörün 10 parçaya bölünmesi halinde hem mahkeme salonu hem diğer sanıkları görebilecekmişiz...

İşte yargıyı getirdikleri durum bu.

Biz itiraz ettik bu karara. Savunma hakkı olmadan yargılama olmaz. Bu konuda Yargıtay kararı da var. “Sanık duruşmada hazır bulunmak istiyorsa mutlaka bulundurmalısın” diyor. Ama bizim hakimler bir KHK'ya bakıyormuş meğer savunmayı yok etmek için: “KHK var o zaman getirmiyorum” deyiverdiler.

Bu durumda biz “Ne de olsa artık tahliye zamanımız geldi SEGBİS'le de olsa ifademizi verip çıkalım” diyebilir miyiz? Asla... Eğer bize uygularlarsa yol olur, meşrulaşır bu hukuksuzluklar.

SEGBİS uygulamasını kabul etmeyeceğiz. Ne insanlığın kazanılmış haklarını heba ettirebiliriz, ne de avukat olarak meslek onurumuzu çiğnetebiliriz. Aksi halde engizisyonun gizli tanık, gizlenmiş sanık usulünden beter bir duruma düşeceğiz. Mahkemenin bütün üyeleri evlerinden cep telefonuyla bağlanacaklar merkez makinaya...

Nazım “Makinalaşmak istiyorum” şiirini yazar mıydı acaba bugünleri görseydi.

Ancak tarih bilinci zaferi görmektir biliyoruz. Emekçilerin pes etmeyen, hak arayan eylemini, umut verici sözlerini okuyoruz sayfalarınızdan. Zaten bir serçenin yavrusunu uçurma denemeleri bile kitap gibi oluyor buralarda. Karıncaların taşı delen hırsı öğretiyor...