Tutuklu avukatların davasında 4. gün

ÇHD ve HHB üyesi avukatların davasının ilk duruşması Bakırköy Adliyesi’nde görülmeye devam etti.

Çağdaş Hukukçular Derneği ve Halkın Hukuk Bürosu üyesi 17’su tutuklu 20 avukatın yargılandığı davanın ilk duruşması Bakırköy Adliyesi’nde devam etti. Pazartesi günü başlayan duruşmanın bugün 4. günü geride kaldı.

Bugünkü duruşma Av. Barkın Timtik’in beyanlarıyla başladı. Ülkenin doğal kaynaklarının, derelerinin, ormanların, madenlerinin iktidar tarafından ranta kurban edildiğini ve sermayeye peşkeş çekildiğini anlatan Av. Timtik, Kanal İstanbul, “imar barışı” uygulaması, Karadeniz’deki projeler üzerinde durdu. “Her şeye sermayenin gözünden bakıyorlar. Doğaya kar olarak bakıyorlar. Sermayenin gözünden bakanlar halk düşünür mü?” diyen Av. Timtik, “Biz bunlara karşı çıktığımız ‘terörist’ oluyoruz. Böyle ‘terörist’ olunuyorsa biz buna devam edeceğiz” diye konuştu.

Haklarını savundukları için uğradıkları saldırılara, işkencelere değinen Av. Timtik, avukat görüşlerinin nasıl baskı altına alındığını anlatarak “Bize kurye diyorlar, mümkün mü?” diye sordu. İktidarın toplumun tüm kesimlerini hedef alan baskı ve devlet terörüne de dikkat çeken Av. Timtik, “Dönen bir çark var. Bu çark her gün binlerce insanı öğütüyor. Alınterini çalıyor, havasını çalıyor, doğasını çalıyor. Biz susmayız, susmak insana göre değildir. Bu olanlara karşı bir gün isyan da doğacaktır. İktidar her yerde terör, terörist görüyor. Anneler anne değil, avukatlar avukat değil. Biz de bu düzenin tam karşısında duruyoruz” ifadelerini kullandı.

Av. Timtik’in ardından duruşma Av. Aycan Çiçek’in beyanlarıyla devam etti. “Biz neden buradayız” sorusuyla savunmasına başlayan Av. Çiçek, “‘Örgüt üyeliği’ bahanedir” diyerek baktıkları davalar dolayısıyla hedefte olduklarını dile getirdi. F tipine karşı mücadelelere ve devletin 19 Aralık’ta gerçekleştirdiği katliamı hatırlatan Av. Çiçek, kendisinin bunlara karşı avukat olduğunu söyleyerek avukatlık yaptığı Berkin Elvan davasına dair şunları ifade etti:

“Dosyamda Berkin'in vurulması için basın açıklamasına katıldı yazıyor. Ben Berkin'in avukatıyım, Berkin için en az 100 tane basın açıklaması yaptım. Biz o dosyada iğneyle kuyu kazdık, hiçbir şey yoktu o dosyada. Berkin'in vurulduğunu duyar duymaz Okmeydanı'na gittim. O gün ailesiyle tanıştık. Sonra 269 gün hastanede bir çocuğun direnişini gördük. 15 yaşında 16 kilo katledildi. Tabutunu taşıdık, karar verdik, bu dava açılacaktı.”

Soma davasında avukat olması nedeniyle de suçlanması hakkında konuşan Av. Çiçek, Çağdaş Hukukçular Derneği Çevre Komisyonu’nda olduğunu söyleyerek Soma’daki doğa talanına işaret etti. Bu dönemde Soma’daki madende katliamın yaşandığını belirten ve hemen Soma’ya gittiklerini aktaran Av. Çiçek bunun ardından yaşadıklarını anlattı. “Biz Soma’dayken peşimizde sürekli polisler dolaşıyordu. Sorduk? Dediler ki ‘Gidin buradan, siz burayı karıştırmaya mı geldiniz?’ Biz halkın avukatlığını yapmaya geldiğimizi söyledik. Başbakan gelince bizi gözaltına almaya çalıştılar” diyen Av. Çiçek, Soma’da yaşadıkları saldırıları, madencinin tekmelenmesini, Av. Selçuk Kozağaçlı’nın kolunun kırılmasını hatırlattı. Emperyalizm ve sermayenin çıkarları doğrultusunda Türkiye’de emekçilerin sömürüldüğünü, doğal kaynakların talan edildiğini ifade eden Av. Çiçek, “Devletin dini paradır. Hukuk kapitalizme hizmet eder” dedi. İnsanın bencil olmadığını, insan doğasında direnme olduğunu söyleyen Av. Çiçek, “İlk insandan bizi bugüne getiren mücadeledir” diyerek Soma’da işçilerin uğradıkları haksızlıkları ve kendilerinin bunlara karşı avukatlık yaptığını anlatmaya devam etti.

Son olarak “Biz ülkemizi emperyalizmin çöplüğü yapmayacağız. Halkımızı zehirlemelerine, sağlıklarını bozmalarına karşı mücadele ediyoruz. İşte budur bağışlanamaz büyük suçumuz” diyen Av. Çiçek “Nazım Hikmet Vatan Hainliğine Devam Ediyor Hâlâ” şiiriyle savunmasını sonlandırdı.

Öğle arasının ardından duruşma Av. Şükriye Erden’in savunmasıyla başladı. Savunmasına avukatlık mesleğine yönelik saldırılara dikkat çekerek başlayan Erden, “Ön bürolarla birlikte avukatların dosyalardan uzaklaştırılmasının ilk adımları atıldı. Avukatlar kalemlerden uzaklaştırıldı. Mesleğimiz itibarsızlaştırıldı. Savcılara hakimlere ulaşamamaya başladık.

Kendilerini klan haline getirdiler” dedi. Son yıllarda HHB’li avukatlara ve bürolarına yönelik yaşanan saldırıları ve tutuklamaları hatırlatan Erden, “Bizimle boşuna uğraşıyorlar. Boşuna akıntıya kürek çekiyorlar. Kimin avukatlığını yapıyoruz? Büromuzun adında da belli olduğu gibi biz halkın avukatlarıyız” diye konuştu. Erden, devletin kendileriyle baş edemeyince intikam için kızlarının kaldığı evin basıldığını, kızı hakkında 5 yıldır yürütülen soruşturma olmasına rağmen iddianamenin hazırlandığı gün baskın yapıldığını belirterek “Kızım hakkında yürütülen soruşturmada HHB twitter hesabından ‘Şükriye Erden'in kızı gözaltına alındı’ denilerek tweet atılması gerekçe gösterilmiş. Tabi benim büromdan kızım için tweet atılacak” dedi ve kızının serbest bırakılmasını istedi. İstanbul Adliyesi’nde Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın öldürüldüğü eylem nedeniyle kendisinin hedef alındığını belirten Erden, eylem günü yaşananları anlattı. Erden savunmasını “Daha adil daha yaşanılabilir bir dünyanın mümkün olduğunu Marx, Lenin de avukattı, bize gösterdiler. Biz onlardan öğrendik. Adalet duygusu bir kere insanın içine karışırsa insan bir daha asla adalet mücadelesinden vazgeçemez. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim” sözleriyle sonlandırdı.

Erden savunmasının ardından, mahkeme heyeti yurtdışı ve yurtiçinden gelenler, sanıkların ailelerinin katılımı ve katılacak avukat sayısı değerlendirildiğinde duruşmanın yarınki celsesinin Silivri'deki duruşma salonunda görülmesine karar verdiğini açıkladı. Avukatların ve ailelerin itirazına karşın karar değişmedi.

Tutuklu avukatların savunmalarının ardından, bugünkü duruşma sanık müdafileri Av. Several Ballıkaya, Av. Güçlü Sevimli ve Av. Nermin Ünsal’ın savunmalarıyla sona erdi. Duruşmaya yarın sabah saat 10.00’da Silivri Hapishanesi kampüsünde devam edilecek.