1 Mayıs kimin günüdür?

1 Mayıs işçi sınıfına, sınıf mücadelesine ait bir gündür. İşçi sınıfının canı pahasına yürüttüğü mücadelenin günüdür.

1 Mayıs’a sayılı günler kala konfederasyonlar alana çıkacakları yerleri bir bir açıklamaya başladılar. İşçi konfederasyonları cephesinden Türk-İş Hatay’a, Hak-İş Adana’ya çağrı yaparken, DİSK de Maltepe’de kutlayacağını açıkladı. Bu “çeşitlilik” dar grup çıkarlarının amaç edinilmesinin ve farklı saiklerle sınıf mücadelesinin dışına düşmenin birer yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

2014’te Kadıköy’e çağrı yapan Türk-İş Taksim iradesini zayıflatmak ve hükümetin yasağına meşruluk kazandırmak için önemli bir adım atmıştı. Türk-İş bürokratları 2015’te Zonguldak’a çağrı yaparak sadece Taksim’den değil, İstanbul’dan da kaçmışlardı. Böylece artık kendi 1 Mayıs’larını AKP ve CHP milletvekilleriyle kol kola kutlamanın adımlarını atıyorlardı. Aynı bürokrat takımı, Soma madenci katliamı sonrasındaki ilk 1 Mayıs’ta maden işçilerini öne çıkartmayı tercih ederek, kendi gerici politikalarını sınıf sosuna bulamayı ihmal etmemişlerdi. Bu sayede hükümetin ve sermayenin ihtiyaçlarına yanıt verirken, sermaye işbirlikçisi yüzlerini gizlemek için azami dikkat göstermeyi de ihmal etmemiş oldular.

2016’da Çanakkale’ye çağrı yaptıklarında artık buna gerek duymadıklarını açıkça ortaya koydular. Türk-İş için 1 Mayıs sınıf mücadelesine ait bir gün veya işçi sınıfının birlik, mücadele, dayanışma günü değil, işçi sınıfını gericilikle ve şovenizmle zehirlemenin bir günüydü artık. 2017’de Ankara’ya çağrı yaptıklarında da durum farklı değildi.

Bu yıl “Zeytin Dalı Harekatı”na da destek amacıyla Hatay’da kutlama kararı almaları Türk-İş patronlarının yıllardır sürdürdüğü yaklaşımın en uç noktasıdır. Kardeş halkların katliamı üzerinden emperyalist çıkar ilişkilerinin ve kirli savaşın sürdüğü bir dönemde, işçi ve emekçilerin çıkarlarıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan Efrîn işgaline destek olma çabası, hükümetle arayı iyi tutma, ondan medet umma, konumunu bu kirli ilişkiler ağı içerisinde sağlama alma yaklaşımının devamıdır.

Sermayenin ve Erdoğan AKP’sinin ihtiyaçları doğrultusunda işçi sınıfına ağır vergi yükü, kölece çalışma koşulları, savaşın bedelinin ödettirilmesi; kardeş halklara ölüm, açlık, kan ve gözyaşı olarak yansıyan bu kirli savaşı desteklemek Türk-İş adına işçi sınıfına ve mücadelesine sırt çevirmek, daha açık deyimle ihanet etmektir. Savaşa destek, Erdoğan AKP’sinin politikalarını sınıf içerisinde var etmeye çalışmaktır. Dolayısıyla Türk-İş için 1 Mayıs artık sermayeye hizmet günüdür.

Hak-İş’in durumu zaten biliniyor. Bu yıl Adana’da 1 Mayıs’ı kutlayacağını açıklayarak sermaye düzenine/iktidarına hizmette Türk-İş ile her zamanki gibi yarış halindedir. 2012 yılından beri her yıl farklı bir ilde 1 Mayıs’ı kutlama kararı almıştı Hak-İş. 2012 yılında daha Taksim yasağı gelmeden alınan bu karar Hak-İş’in Taksim’den kaçışının bir yoluydu. Bir yanıyla da Taksim’in 1 Mayıs alanı olmasına gölge düşürme çabasıydı. 2012’de Ankara’ya, 2013’te Karabük’e, 2014’te Kayseri’ye, 2015’te Konya’ya, 2016’da Sakarya’ya, 2017’de Erzurum’a çağrı yapan Hak-İş, 1 Mayıs’ı işçi sınıfının bir kavga gününden çıkarıp düzen politikalarına hizmette sınır tanımadıkları bir güne çevirmek istemektedir. Geçtiğimiz yıl Erzurum’da mehter takımı ve cirit gösterileriyle alana çıkan Hak-İş, 1 Mayıs’ın tarihsel anlamından nasıl da koptuğunu, gericiliği ve şovenizmi kendine kılavuz edindiğini olanca açıklığıyla ortaya koymaktadır.

DİSK’e gelince; durumu çok daha farklı olmakla beraber mevcut düzen sınırlarını aşamayan bir anlayışı temsil etmektedir. Muhalefet anlayışı, istemek, uygun görülürse almak, uygun görülmezse eleştirmekten öteye geçmemektedir. Bu anlayış, deneyimle de sabit olduğu üzere sınıf mücadelesini bir milim ileriye taşımamaktadır. 1 Mayıs vesilesiyle DİSK’in tutumunun düzen içi muhalefet platformunun ötesine geçmediğini bir kez daha söylemek gerekmektedir.

Son olarak tekrara düşmek pahasına belirtelim ki 1 Mayıs işçi sınıfına, sınıf mücadelesine ait bir gündür. İşçi sınıfının canı pahasına yürüttüğü mücadelenin günüdür. 1 Mayıs’ta iki sınıf karşı karşıya gelir. Bir tarafta emeğiyle geçinenler; işçiler ve emekçiler... Diğer tarafta üretim araçları üzerindeki özel mülkiyeti elinde bulundurarak bizlerin emeği üzerinden iktidarlarını var edenler... Konfederasyonların tarafını yanlış seçtikleri ortadadır.

R. U. Kurşun