“Baretleri yaktık geri dönüş yok!”

3. havalimanı şantiyesinde iş bırakan işçilerden biri bugüne kadar yaşadıklarını ve bugünkü gelişmeleri Kızıl Bayrak’a yazdı.

Bizler 3. havalimanı işçileriyiz.

Koğuşlarımızda tahtakuruları ile birlikte yaşıyoruz. Tahtakurusunu bilmeyenler için anlatalım. Memelilerin kanını emerek beslenen bir böcek. Kan emdiği yerler kaşınır, şişer, yara olur. Kanla bulaşan hastalıkları taşıma imkanı vardır. Düzenli ilaçlama ile yok edilebilir. Bizim ise ilaçlama talebimiz ya karşılanmıyor ya da ilaçlandığı sabahın akşamında tekrar tahtakuruları görüyoruz.

Her sabah bindiğimiz servisler hurda pazarından alınmıştır, sayıları yetersizdir. Yağmurlu havalarda saatlerce sıra bekleriz.

Banyolar ve tuvaletlerimiz hijyenik koşulların çok uzağındadır. Su kesintileri yaşarız.

Çalışma sahasında tuvalet sayımız çok azdır. İçme suyu sıkıntısı yaşarız.

Yemeğimiz sınırlı sayıda gelir, bazen biter.

Maaşlarımız gecikmeli yatar, asgari ücret üzerinden yatar, kalanını elden alırız. Sonuçta biz taşeronun taşeronunun.... taşeronuyuz.

Tozlu, kirli bir alanda çalışırız biz.

Her gün cenazelerimiz çıkar buradan.

***

Bu devran böyle devam ederken, bugün farklı bir şey oldu. Bugün arkadaşlarımızın yarısı diğer yarısının ıslık ve sloganlarıyla uyandı.

Yağmurda servis bekleyen arkadaşlarımızın yaktığı ateşe kamyon lastiği taşıdı uyananlar.

Servislerin önü kesildi. Bugün kimse insanlık dışı şartlarda çalışmayacak. Bugün kimse ölmeyecekti. Sömürü çarkı bugün dönmeyecekti.

Birkaç üst düzey sorumlu eline mikrofonu alıp bağırmaya başladı. Tam o sırada elektrikçi olduğunu düşündüğüm bir arkadaş yankeski ile hoparlörün kablosunu kesti. Patronların bağırışı hoparlörün kablosu kesilinceye kadarmış...

Cebinde yankeski, belinde takım çantası olan bizleriz, onların elinde mikrofon olsa ne yazar.

“Böyle, bir şey elde edemezsiniz” diyerek mikrofonsuz devam etmeye çalışanların suratında “Direne direne kazanacağız!” sloganı patladı.

Bizlere insan muamelesi yapmayan patronların gözündeki korkuyu gördük, birbirine dolaşan kelimelerini, titreyen ayaklarını gördük, gidecek yerlerinin olmadığını gördük.

Kamptan çıkış yoluna barikatlar kuruldu. Sahada yük taşıyan eller, koca malzemeleri büyük bir dayanışma ile yola attılar. Büyük bir kardeşleşmenin ürünüydü o barikatlar. Kampın giriş yoluna yüründü. Kampa giriş için bekleyen kamyon şoförüne rica edildi, taşıdığı yük yola döküldü. Geri dönüldü, yakılan ateşe baretler atıldı. Arkadan o sıra bir ses yükseldi: “Baretleri yaktık geri dönüş yok!”

Arada gelen yöneticiler ve üst düzey komutanlara bir genç bağırdı “Buranın temeline gömdünüz insanları temeline!”

Küçük bir kitlenin beklediği yere gaz ve su ile müdahale oldu. Daha sonra müdahalenin olduğu alana gidildi ve Artı TV’ye, Rûdaw TV’ye röportajlar verildi. Şu saatlerde sendika yöneticileriyle patronlar arasında bir görüşme gerçekleşiyor.

Birlik olursak güçlüyüz. Hep beraber yürüdüğümüzde açılmayacak kapı, çözülmeyecek sorun yok. Şartları onlar belirlese de, bunu değiştirecek olan bizleriz. Devam eden süreçte de birliğimizi bozmadan insani şartlar için mücadeleye devam edelim.

3. havalimanından bir işçi