Dilek Dayar için bilgilendirme: İş kazası değil cinayet!

Alınmayan önlemler nedeniyle Sirkeci PTT binasının restorasyonu sırasında yaşamını yitiren Dilek Dayar’ın ailesi soruşturmaya ilişkin bilgi vererek, iş cinayetleri davalarının “kasten öldürme” suçlamasıyla yürütülmesi gerektiğini belirtti.

26 Temmuz tarihinde, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeniyle 23 yaşındaki restoratör Dilek Dayar, tarihi Sirkeci postanesinin restorasyon işi sırasında iskeleden düşerek iş cinayetine kurban gitmişti. Ailesi bugün Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yaparak soruşturma sürecine dair bilgi verdi ve iş cinayetlerinde cezasızlığa dikkat çekti.

“Savaşlardaki kadar insan iş cinayetlerinde ölüyor”

Saat 13.00’te “İş kazası değil bu bir cinayet” sloganıyla başlayan açıklamada ilk olarak Dev Turizm-İş Yönetim Kurulu üyesi Saniye Evren konuştu. Kriz gerçeğini kabul etmez görünen bir hükümetle karşı karşıya olunduğunu belirten Evren, günde en az 3 işçinin ihmal nedeniyle yaşamını yitirdiğini, her yıl savaştaki ölümler kadar ölüm yaşanırken hükümet ve sermayenin el ele vererek faturayı kemer sıkma politikalarıyla ödetmeye çalıştığını belirtti.

“Asli kusurlu tutuklanmıyor”

Dayar’ın iş cinayetinde yaşamını yitirmesine ilişkin konuşan bir avukat Adım Restorasyon’un iki sahibinden İmran Karadeniz’in bilirkişi raporuyla tali kusurlu olarak tespit edildiği için serbest bırakıldığını, asli kusurlu tespit edilen, şirketin diğer sahibi Adnan Karadeniz’in tutuklanmasına dönük ise hiçbir adım atılmadığını aktardı. Bu durumun, iş cinayetlerine yaklaşımda adliyelerin ciddiyetini gösterdiğini belirterek, serbest bırakmaya itiraz ettiklerini ve diğer sorumluların dosyaya dahlini talep ettiklerini söyledi. İş cinayetleri davalarında “taksirle ölüme sebebiyet vermek” yerine “kasten öldürme” üzerinden yargılama yapılması gerektiğini kaydederek “Çünkü bilerek ve isteyerek alınmayan tedbirler sonucu ölümler gerçekleşiyor” dedi.

Konuşma yapan HDP milletvekili Hüda Kaya işçi ve emekçilerin insanlık dışı çalışma koşullarına değinerek, buna karşı çıkan 3. havalimanı işçilerinin tutuklanmasına dikkat çekti.

“Taşeronluk ve sendikasızlık iş cinayetlerini arttırıyor”

HDP milletvekili Erkan Baş, ülkenin işçi cehennemine dönüştürüldüğünü, Dilek Dayar'ın çalışırken ölmesinin de bunun bir yansıması olduğuna dikkat çekti.
DİSK Yönetim Kurulu üyesi Kamber Saygılı da iş cinayetlerinde ölenlerin yüzde 97'sinin taşeron işçileri olduğuna ve iş cinayetlerinin neredeyse tamamının sendikasız işyerlerinde gerçekleştiğine dikkat çekti. "Çalışma yaşamı adeta mayınlı bir tarla" diyen Saygılı, Erdoğan'ın iş cinayetlerini fıtrat addetmesini hatırlatarak iş cinayetlerinin sermaye ve hükümetin ortak politikalarının sonucu olduğuna dikkat çekti. 27 havalimanı işçisinin tutuklanmasına da değinen Saygılı, hak aramanın karşısına baskı ve zorbalık çıkarıldığına dikkat çekti.
Dilek'in ailesi adına yapılan konuşmada iş cinayetinin devlet kurumunda gerçekleştiği hatırlatarak bu olayın üzerine adaletle gidilmesini bekledikleri  söylendi. Bu durum gerçekleşmeyince başlattıkları kampanya sonucu tutuklanan bir kişinin serbest bırakılmasına tepki gösterilerek sorumluların yargılanması talep edildi. "Biz adliye koridorlarında mı sürüneceğiz? Adalet bu mudur?" diye sorularak basının da bu olayın takipçisi olması gerektiği ifade edildi.

“İş cinayetleri ‘taksir’ değil ‘kasten öldürme’dir”

Konuşmaların ardından Dilek Dayar'ın kuzeni Gülbahar Kavcı tarafından okunan basın açıklamasında, Dayar’ın ölüm sebebinin, alınması gereken önlemlerin alınmaması olduğu belirtildi. Bu gerçeğin soruşturma dosyasına da bu girdiği ifade edilerek asli kusurlu olan Adnan Karadeniz’in tutuklanmadığı hatırlatıldı. 6331 sayılı yasayla patronlara işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini yerine getirme yükümlülüğü verildiği belirtilen açıklamada, bu durumda hiç önlem almayan şirket sahipleri ve ihale veren ana grubun soruşturmaya dahil edilmesi gerektiği kaydedildi, etkin bir soruşturma yürütülmediği söylendi. 3 Ekim’in Dilek Dayar’ın doğum günü olduğu aktarılan açıklamada, iş cinayetlerinde “taksirle ölüme sebep olmak” üzerinden yapılan yargılamanın cezasızlığa yol açtığı belirtilerek yargının sermayenin her türlü eylemini meşrulaştırmasına karşı mücadelenin süreceği ifade edildi.

Kızıl Bayrak / İstanbul