“Proleter sanatın en büyük temsilcisi”* - G. Umut

Maksim Gorki 18 Haziran 1936’da Moskova’da yaşamını yitirdi. Ancak, proletaryanın mücadelesinde sonsuza dek yaşayacak.

Aleksey Maksimoviç Peşkov, yani bildiğimiz adıyla Maksim Gorki 1928 yılında yaptığı bir konuşmasında şöyle seslenir: “Arkadaşlar bugün bana mutlu bir insan diyorlar. Bu doğru, önünüzde gerçekten mutlu bir insan görüyorsunuz, en güzel düşleri, en güzel umutları gerçekleşmiş bir insan.” Gorki’nin mutluluğunun gerisinde içerisinde yaşadığı toplumsal düzen yer almaktadır. Rusya’da sosyalizmin inşasına ve yeni insanın başarılarına tanıklık etmiş, parçası olmuştur zira. Gorki eserlerinin birçoğunda Rusya’da devrim öncesi ve sonrasındaki yaşamı aktarır.

Lenin “proleter sanatının en büyük temsilcisi” der Gorki için. Sovyetler Birliği’nin ilk Halk Eğitim Komiseri Lunaçarski de: “Proletarya felsefî ve siyasal açıdan kendi bilimine nasıl Marks, Engels ve Lenin’in yapıtlarıyla ulaşmışsa, sanatsal açıdan da Gorki’nin yapıtlarıyla bilince ulaşmıştır” demektedir.

İşçi sınıfının yazarıdır Gorki, sosyalist gerçekçiliğin kurucularından biridir. Kapitalizmin gelişmesi ile birlikte gelişen işçi sınıfı aynı zamanda edebiyat eserlerinde de yerini alır. Ve bu sınıfı temsil etme görevi Gorki’nin olur...

Gorki’nin hayatı

“Gorki”nin anlamı acı demektir. Adını yaşamından almıştır Gorki. Nijni Novgorod’da doğmuştur. Babası bir mobilya işçisidir. Dört yaşında babasını kaybeder, dedesi ve büyükannesinin yanında yaşar. Babasının ölümünden sonra yolculuk sırasında kardeşi Maksim yolda ölür. Dedesi çok serttir, ancak Gorki gördüğü şiddete rağmen bu adama hayranlık da besler. Çocukluğundan hatırladığı şeyler vahşet ve bencilliktir. Büyükannesi ise Gorki’nin üzerindeki tüm iyi yanların gelişmesinde pay sahibidir. Gorki kendi yaşamını anlatır üçleme halinde: “Çocukluğum”, “Benim Üniversitelerim”, “Ekmeğimi Kazanırken.” Bu eserler vahşet tabloları ile doludur. Gorki okula başladığı dönemde çiçek hastası olur. Kabuslar görmeye başlar ve bir gün sırf bir kabustan dolayı camdan atlar. Gorki tekrar yürümeye başladığında üvey babası ve onun annesinin evine yollanır. Sonrasında annesinin üvey babası tarafından dövülüşü sırasında ona bıçak fırlatır ve yine dayak yer. Bu sefer de istikamet dedesinin evidir. Gittiğinde biraz değişmiştir ortam. Dedesi  artık büyükannesinin ona bakacağını söyler. Gorki de büyükannesine destek çıkmak için çöplerden hurda toplamaya başlar. Mahallede kendisi gibi olan çocuklardan oluşan bir çete kurar ve güzel dostluklar edinir. Dostlukları her zaman iyi değildir ve okulda Gorki ile “kopil” diye alay ederler, kokusundan rahatsız olurlar. “Çocukluğum” adlı eserde yazdığına göre annesi öldükten sonra dedesi Gorki’ye der ki : “Madalyon değilsin ki seni boynumda taşıyıp durayım... Var git insanların arasına karış.”

Sefaletle geçen çocukluğuna rağmen insanları, hayvanları, doğayı çok sever Gorki. Babası gömülürken  en çok üzüldüğü şeylerden biri mezarda canlı olan kurbağaların da onunla birlikte gömülmesidir. Okumak en büyük tutkusudur ve çocukluğunda aynı evde oturdukları komşularından alır bu tutkusunu. Günde on dört saat çalıştığında bile okur. Turgenyev, Dickens en sevdiği yazarlardır. Çalıştığı işlerde düzenli, disiplinli, ilkelidir. Emeğe ve çalışmaya sevgisi fazlacadır. İçki içmez, kadınlara sarkıntılık etmez, kitap okur sadece. Manavda çalışmaktadır ve işten atılır sırf bu iyi özelliklerinden kaynaklı. Çünkü farklıdır herkesten. 19 yaşında intihar etmeye teşebbüs eder. İnsan ilişkilerinden bunalır, çıkar ve hesaplılık karşısında ezilir. Önce tabancayla göğsünü deler, kurtulur ve asit içer. İyileşir ve intiharı anlamsız bulur.

Narodnik bir devrimci olan Romas’tan devrimci düşünme ve çalışma yöntemini öğrenir. Romas iyi bir devrimcidir. Soğukkanlıdır, hazırlıklıdır, en zor şartlarda bile yakınmaz. Devrimciliğin temel özellikleri olarak aktarır bunları Gorki. Devrimciler sıradan insanlar gibi öfkelenip küfretmez, mücadeleye devam ederler.  1907 yılında yazdığı roman “Ana”da anlatır bu özellikleri. Romanın kahramanı bir fabrika işçisidir.

Rusya’nın birçok bölgesini yaya olarak dolaşmıştır. İlk öyküsü Tiflis’te yayınlanır ancak ününü “Küçük burjuvalar ve ayak takımı arasında” adlı oyunu ile kazanır. Etrafında hayranlar ordusu vardır ancak Gorki köylüdür, dağınık ve şaşkındır. Utanır bunca ünden ancak bu özellikler ona daha fazla ün katar. Çarlığa karşı muhalefette kararlıdır. 1905 yılında Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’ne üye olmuş ve bolşeviklerle hareket etmiştir. Çünkü kişiliği kaypaklığa ve hesaplılığa uygun değildir, bundan kaynaklı bolşeviklere önce ekonomik yardım, ardından silah temini gibi pek çok destek sunmuştur. Bildiriler yazar, gösterilere katılır ve tutuklanır. Gorki uluslararası yazın desteği ve ülke içindeki eylemler sayesinde bırakılır.

Bolşeviklerle hareket eder, Lenin’le aralarında iyi bir dostluk vardır. Lenin’e hayranlığı her daim artar. Lenin’in ölümü ardından şunları söyler: “Tanışınca elimi sıkıca kavradı, delici gözleriyle bana baktı ve eski bir arkadaşının mizahi tonuyla: ‘Geldiğine memnun oldum. Dövüşü seviyorsun değil mi? Şey, burada büyük bir hurda olacak.’”

1906 yılında Rusya’dan ayrılıp İtalya’ya Capri Adası’na gitmiştir. 1913 yılında ise tekrar Rusya’ya geri dönmüştür. Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı sırasında evi Bolşevik ofisi gibi çalışmıştır. Lenin 1910 yılında bir yazısında iki devrim dönemi arasında bir geçiş süreci olarak tanımlar ve bu süreçte yapılması gerekeni şöyle tarifler: “Kitleler arasında yeni, proleter bir kültürün yaratılması ve yayılması. Proleter bilimin geliştirilmesi ve proleterler arasında hakiki yoldaşça ilişkilerin kurulmasıyla, sanata proleter özlem ve deneyler doğrultusunda yön verilmesi gerekir. Proleter sanat alanında gerçek bir otorite olan Maksim Gorki’nin partiye üye olmasından onur duyarız.” Gorki de yanıtını partiye üye olarak verir.

1917’de çıkardığı Yeni Yaşam adlı gazetede Kamenev ve Zinovyev’in yazılarına yer verir ve Bolşevikler tarafından halka ihanet ile itham edilir. Gorki her seferinde Lenin’e başvurur ve Lenin onun hiçbir isteğini geri çevirmez. Gorki ne tamamen Bolşeviklerin tarafından vazgeçmiştir ne de tam olarak Bolşevik olmuştur. Lenin Gorki’ye uzun mektuplar yazar ve ikna etmeye çalışır. 1921 ve 1929 yıllarını yine İtalya’da geçirir. Verem hastalığı azmıştır ve yurt dışında tedavisi için Lenin ikna etmiştir. Hem tedavi olacak hem de Sovyetler için yardım toplayacaktır. Bu yarı görev yarı sürgün yıllar sürer ve döndüğünde Lenin ölmüştür.

Sovyetler Birliği’nde yaşadığı son dönemde Gorki, yeni yaşamın düzeyine hayranlığını her seferinde ifade eder. Dönemin ideolojisi ile Gorki’nin ayrılıkları tümüyle giderilmiştir. SSCB’de Komünist Akademi tarafından 22 Ekim 1927’de “proleter yazar” ilan edilir. Lenin Madalyası verilir, SBKP Merkez Komite üyeliğine seçilir. 60. doğum günü etkinliklerle kutlanır. Doğum yeri olan Nijni Novgorod kentinin adı da 1932 yılında Gorki olarak değiştirilir. 1990 yılına kadar da adı böyle kalır.

Maksim Gorki 18 Haziran 1936’da Moskova’da yaşamını yitirdi. Ancak, proletaryanın mücadelesinde sonsuza dek yaşayacak.